17 Şubat 2016 Çarşamba

Kışın ısınırken ölüme götüren gaz; ’’Karbonmonoksit’’


Karbonmonoksit gazı; tüp gazı, benzin, doğal gaz, gaz yağı, kömür ve odun gibi yapısında “karbon” bulunan yakıtların yanması veya tam olarak yanmaması sonucunda oluşan ve dumanda yer alan zehirli bir gazdır. Ülkemizde karbonmonoksit gazı zehirlenmelerinin yaklaşık %90 ’ının Eylül-Mart ayları arasında ortaya çıktığını belirten Medline Sağlık Operasyonlardan Sorumlu Dr. Barış Mutluer: ’ ’ Karbonmonoksit gazı; renksiz, tatsız ve kokusuz olması sebebiyle hissedilmesi kolay özelliklere sahip değildir. Genellikle bilinçsiz davranışlar nedeniyle kişileri uykuları sırasında yakalayan karbonmonoksit gazı, ölümle sonuçlanabilecek zehirlenmelere neden olabilir” dedi.


Zehirlenmelere ne sebep oluyor?

Türkiye ’de Güneybatıdan esen lodos rüzgarı, estiği bölgenin hava koşullarından dolayı sıcak hava taşıyan bir rüzgardır. Bu durumda hem sobayı boğar hem de bacanın çekiş gücünü büyük ölçüde azaltır. Karbonmonoksit gazına maruz kalan insanların dokularına yeterli oksijen taşınamaz ve vücuttaki oksijen azalarak karbonmonoksit ile yer değiştirir. Kalp, beyin ve diğer organları çalışamaz hale gelir. Bu da hastalıklara ve en kötüsü ölümlere neden olur.


Karbonmonoksit zehirlenmesine karşı alınacak tedbirler…


Kışın soba zehirlenmelerine karşı önlemler alınması gerektiğini belirten Dr. Barış Mutluer, dikkat edilmesi gerekenleri şu şekilde sıralıyor.


* Bacalar standartlara uygun olmalı ve mutlaka yalıtımlı olmalı,

* Verimli bir yanma için bacalar çatıdan en az 1 metre yukarıda olmalı,

* Soba kurulmadan borular ve baca iyice temizlenmeli,

* Kış ortasında da ikinci bir baca temizliği daha yapılmalı,

* Kullanılan yakıtın standartlara uygunluğu kontrol edilmeli ve özellikle kömürün alındığı satıcıya çok dikkat edilmeli,

* Soba yanarken içine aşırı yakıt konulmamalı,

* Özellikle lodoslu havalarda mümkünse soba yakılmamalı, zorunlu ise gece yatarken mutlaka tam olarak söndürülmelidir.

* Sönmekte olan sobaya kesinlikle tutuşması güç olan yakıt konulmamalıdır.


Zehirlenmenin genelde kendini sersemlik, baş ağrısı, yoğun yorgunluk hissi, mide bulantısı, kas koordinasyonunda zayıflama ve bilinç kaybı ile belli ettiğini söyleyen Dr. Barış Mutluer: ’ ’Karbonmonoksit zehirlenmesinde ateş görülmez. Ama evinizde soba gibi ısınma araçları var ise ve ateş dışında sayılan diğer belirtilerin bir veya birkaçını yaşıyorsanız ya da çevrenizdekilerin yaşadığını düşünüyorsanız; öncelikle temiz hava alabilmek için camları açın. Açık havaya çıkıldığında ya da tehlikeden uzaklaştırıldığında hava yolu açık değilse hava yolu açılmalı, solunum yoksa Temel Yaşam Desteğine başlanmalıdır. Tüm bu uygulamaların doğru ve zamanında yapılabilmesi için ilkyardım ekipleri ile irtibata geçin. Ağır zehirlenmelerde yüksek dozda(%100)oksijen tedavisi uygulanmalı, kalp ve sinir sistemi fonksiyonları yakından takip edilmelidir. ” dedi.



Kışın ısınırken ölüme götüren gaz; ’’Karbonmonoksit’’

Kışın ısınırken ölüme götüren gaz; ’’Karbonmonoksit’’


Karbonmonoksit gazı; tüp gazı, benzin, doğal gaz, gaz yağı, kömür ve odun gibi yapısında “karbon” bulunan yakıtların yanması veya tam olarak yanmaması sonucunda oluşan ve dumanda yer alan zehirli bir gazdır. Ülkemizde karbonmonoksit gazı zehirlenmelerinin yaklaşık %90 ’ının Eylül-Mart ayları arasında ortaya çıktığını belirten Medline Sağlık Operasyonlardan Sorumlu Dr. Barış Mutluer: ’ ’ Karbonmonoksit gazı; renksiz, tatsız ve kokusuz olması sebebiyle hissedilmesi kolay özelliklere sahip değildir. Genellikle bilinçsiz davranışlar nedeniyle kişileri uykuları sırasında yakalayan karbonmonoksit gazı, ölümle sonuçlanabilecek zehirlenmelere neden olabilir” dedi.


Zehirlenmelere ne sebep oluyor?

Türkiye ’de Güneybatıdan esen lodos rüzgarı, estiği bölgenin hava koşullarından dolayı sıcak hava taşıyan bir rüzgardır. Bu durumda hem sobayı boğar hem de bacanın çekiş gücünü büyük ölçüde azaltır. Karbonmonoksit gazına maruz kalan insanların dokularına yeterli oksijen taşınamaz ve vücuttaki oksijen azalarak karbonmonoksit ile yer değiştirir. Kalp, beyin ve diğer organları çalışamaz hale gelir. Bu da hastalıklara ve en kötüsü ölümlere neden olur.


Karbonmonoksit zehirlenmesine karşı alınacak tedbirler…


Kışın soba zehirlenmelerine karşı önlemler alınması gerektiğini belirten Dr. Barış Mutluer, dikkat edilmesi gerekenleri şu şekilde sıralıyor.


* Bacalar standartlara uygun olmalı ve mutlaka yalıtımlı olmalı,

* Verimli bir yanma için bacalar çatıdan en az 1 metre yukarıda olmalı,

* Soba kurulmadan borular ve baca iyice temizlenmeli,

* Kış ortasında da ikinci bir baca temizliği daha yapılmalı,

* Kullanılan yakıtın standartlara uygunluğu kontrol edilmeli ve özellikle kömürün alındığı satıcıya çok dikkat edilmeli,

* Soba yanarken içine aşırı yakıt konulmamalı,

* Özellikle lodoslu havalarda mümkünse soba yakılmamalı, zorunlu ise gece yatarken mutlaka tam olarak söndürülmelidir.

* Sönmekte olan sobaya kesinlikle tutuşması güç olan yakıt konulmamalıdır.


Zehirlenmenin genelde kendini sersemlik, baş ağrısı, yoğun yorgunluk hissi, mide bulantısı, kas koordinasyonunda zayıflama ve bilinç kaybı ile belli ettiğini söyleyen Dr. Barış Mutluer: ’ ’Karbonmonoksit zehirlenmesinde ateş görülmez. Ama evinizde soba gibi ısınma araçları var ise ve ateş dışında sayılan diğer belirtilerin bir veya birkaçını yaşıyorsanız ya da çevrenizdekilerin yaşadığını düşünüyorsanız; öncelikle temiz hava alabilmek için camları açın. Açık havaya çıkıldığında ya da tehlikeden uzaklaştırıldığında hava yolu açık değilse hava yolu açılmalı, solunum yoksa Temel Yaşam Desteğine başlanmalıdır. Tüm bu uygulamaların doğru ve zamanında yapılabilmesi için ilkyardım ekipleri ile irtibata geçin. Ağır zehirlenmelerde yüksek dozda(%100)oksijen tedavisi uygulanmalı, kalp ve sinir sistemi fonksiyonları yakından takip edilmelidir. ” dedi.



Kışın ısınırken ölüme götüren gaz; ’’Karbonmonoksit’’

15 Şubat 2016 Pazartesi

Tel kadayıflı Sigara Böreği Tatlısı

Merhaba değerli, takipçilerimiz bugün sizlere farklı bir tatlı tarifi vereceğiz, bildiğimiz sigara böreğinin tatlısını yapacağız hep beraber, Sunumu ile göz dolduracak bu tarif oldukça kolay yapımlı bir tatlı tarifi. Ezber bozan bu lezzeti severek yapacağınıza inanıyoruz. Tarif için kullanacağınız yufkaların taze olmasına dikkat ederseniz tatlınız daha lezzetli olacaktır. Şerbetinin soğuk, kızarttığınız Tel kadayıflı Sigara Böreği Tatlısının sıcak olması gerekmektedir. Belkide en önemli püf noktası budur bu tatlının eğer iyi bir sonuç almak istiyorsanız, tatlıyı yapmaya başlamadan önce şerbeti yapmanızı öneririz size.


Tel kadayıflı Sigara Böreği Tatlısının Malzeme Listesi

3 tane, yufka


Şerbet yapımı için;


510 gram (3 su bardağı) toz şeker


1 litre (4 su bardağı ) su


Yarım limonun suyu


İç Harcı İçin;


350 gram yaş kadayıf


100 gram tereyağı


60 gram (4 yemek kaşığı) toz şeker


Kızartmak için;


Sıvı yağ



Tel kadayıflı Sigara Böreği Tatlısı Tarifi

Önce şerbeti soğuk kullanacağımız için, şerbeti hazırlayacağız. Orta boy bir tencereye su ve toz şekeri alalım, toz şeker tamamen eriyinceye kadar karıştırılarak kaynatalım. Kaynadıktan sonra limon suyunu ilave edip, yaklaşık 5 dakika kadar daha kaynatıp ocaktan alalım. Ve soğuması için bir kenara bırakalım.


Kadayıfları, birbirinden ayıralım ve tavuk dider gibi kadayıfları parçalayalım. Bir tencereye tereyağını alalım, eritelim daha sonra üzerine kadayıf ve toz şekeri ilave edelim, rengi dönene kadar (kahve rengi olana kadar) kavuralım ve ocaktan alalım. Yufkaları düz bir zemine serelim, on iki dilim olacak şekilde keselim ve her dilimin geniş kısmına hazırladığınız kadayıflı içten koyalım ve siğara böreği sarar gibi saralım. Uçları acılmaması için tıpkı sigara böreğinde yaptığımız gibi ıslatarak yufkaları yapıştıralım. Kızartma tenceresine yağı alalım ve ocağın üzerine alalım iyice ısınınca, sardığımız tüm börekleri kızartalım. Kızarttığınız börekleri soğuttuğunuz şerbetin içine atın, daha sonra bir kevgir yardımı ile börekleri çıkaralım ve servis tabağına alalım.



Tel kadayıflı Sigara Böreği Tatlısı

14 Şubat 2016 Pazar

Köy Çorbası Tarifi

Merhaba Buğün Köy Çorbası Tarifi veriyoruz. Her tarifte olduğu gibi daha lezzetli olması için bazı ip uçları var. Verdiğimiz püf noktalarına dikkat ederek pişirirseniz daha lezzetli bir çorbaya ulaşırsınız. Çorbanın içine kullanacağınız mercimeğin tarifi yapmadan yaklaşık 10-20 dakika suda bekletirseniz mercimeğin daha çabuk haşlanmasına neden olacaktır. Mercimeği beklettiğiniz suyu dökmenizi öneririz. Çorbanın içine tereyağ yerine zeytinyağda kullanabilirsiniz, eğer elinizin altında ev eriştesi yoksa hazır olanlardan da kullanabilirsiniz. Yine farklı olarak, biz malzeme listemizde nane ve pul biber yazdık, dilerseniz kimyon da kullanabilirsiniz. Mercimeği haşladığımız suyu dökmeyelim, çorba yapımında kullanacağız. Soğuk günlerin sifa içeceği Köy Çorbası Tarifinin hazırlanışına geçebiliriz. Afiyet, şifa olsun..


Köy Çorbası Malzemeleri

1 çay bardağı, yeşil mercimek
1 su bardağı, ev eriştesi
2 yemek kaşığı, tereyağ
1 tane soğan
1 yemek kaşığı, salça
Yeteri kadar, su
Tuz, kuru nane ve pul biber



Köy Çorbası Tarifi

Tencereyi ocağın üzerine alalım, ocağın altını yakalım tereyağını tencereye ilave edelim. Tereyağ hafif eriyince içine yemeklik doğradığımız kuru soğanı ilave edelim ve sotelemeye başlayalım. Kavrulan soğanlarıza salçamızı ekleyelim biraz da soğanla birlikte salçayı kavuralım. Üzerine haşlanmış mercimeğin suyunu ilave edelim kaynatalım. Kaynadıktan sonra üzerine haşlanmış olan mercimekleri ilave edelim 1 su bardağı erişteyide ilave edelim tuzunu ilave edelim. Üzerine son olarak sıcak suyu ekleyelim orta ateşte 20 dakika pişmeye bırakalım. Suyunu ara sıra kontrol etmenizde fayda var, eğer azalma olursa sıcak su eklemelisiniz. Çorbanız piştikten sonra kaselere doldurup üzerine kuru nana ve pul biber serperek servis edebilirsiniz. Afiyet olsun..



Köy Çorbası Tarifi

Oruçluyken spor yapılmalı mı?

Oruçluyken Spor Yapılır Mı? Ramazan ayında merak edilen sorulardan bir diğeri oruçluyken spor yapılıp yapılamayacağı. Oruçluyken spor yapmak dini yönden herhangi bir sorun yaratmasa da uzun süreler boyu aç kalacağınız için oldukça zorlayıcı bir hale dönüşecektir.



Oruçluyken Spor Yapılır Mı?

 


Ramazan ayında merak edilen sorulardan bir diğeri oruçluyken spor yapılıp yapılamayacağı. Oruçluyken spor yapmak dini yönden herhangi bir sorun yaratmasa da uzun süreler boyu aç kalacağınız için oldukça zorlayıcı bir hale dönüşecektir.


 


Oruçluyken spor yapma zorunluluğunuz var ise spor programını alt düzeylerde tutup kendinizi zorlamamaya çalışmalısınız. Aşırı su kayıplarından kaçınmak spor yaparken önceliğiniz olmalıdır. Akşam iftardan sonra gün içinde kaybettiğiniz sıvı miktarını telafi etmek için az miktarda sık aralıklarla su tüketmelisiniz.


 


Ramazan ayında spor yapmak kilo vermenize olumlu yönde katkılar sağlayabilir. Oruçluyken yapacağınız spor faaliyetleri metabolizmanızın daha hızlı çalışmasını sağlayacak ve yağ yakmanızı sağlayacaktır. Ağır sporlar yerine iftardan 1 saat önce tempolu yürüyüş yapmanız da kilo vermenizde oldukça etkili olacaktır.


 


İftardan iki saat sonra yürüyüşe çıkmanız yediğiniz besinleri sindirmenize yardımcı olacak ve metabolizmanızın çalışmasını sağlayacaktır. Sabah saatlerinde egzersiz yada aerobik yapmak gün içinde kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayabilir. Oruçluyken yapılacak spor, sabah saatlerinde yapıldığında daha etkili olacaktır. Öğle saatlerinde kan şekerinin düşmesi sonucu hareket etmek zorlanır ve bünyeniz olumsuz yönde tepki verebilir.


 


Uzun süredir spor yapmayan ve ramazanda spor yapmaya başlayan kişilerin kendilerini yormadan kademeli olarak vücutlarını spora alıştırmaları önemlidir. Aniden ağır şekilde spor yapmaya başlamak sağlığınız açısından olumsuz durumların ortaya çıkmasına neden olabilir.


 


Uzmanlar ise bu konuda fikir ayrılığına düşmüş durumdalar. Oruç nedeniyle aç kalan bünyeye spor uygulandığında kan şekeri ve metabolizmayla ilgili sıkıntılar çıkabileceği yönünde bazı uyarılar var. Yaz aylarına denk gelen ramazanda bunun üstüne su kaybı da eklendiğinde spor yapmak vücudunuz için çok zorlayıcı olacaktır. Basit egzersizler ve yürüyüşler iftardan sonrası için önerilmektedir.



Oruçluyken spor yapılmalı mı?

13 Şubat 2016 Cumartesi

Uyku eğitimine dikkat!

Uyku koçluğu, 0-6 yaş arası çocuklarda uyku düzeni bozukluklarının giderilmesine yönelik olarak, çocuğun uyku düzeninin, uykuya dalma alışkanlıklarının, kaliteli uyku için uyku ortamının şartlarının oluşturulmasının, uykuyu etkileyen tıbbi sebeplerinin semptomlarının tespit edilmesinin tamamını içerir. Uyku Danışmanı ve Koçu Seride Samurkaç Karaç, uyku eğitimi hakkında önemli bilgiler verdi.


Uyku eğitimi denildiğinde birçok uzmanın aklına, senelerdir farklı bir boyutu görmedikleri, bilmedikleri ve de yenilikleri takip etmedikleri için sadece uykuya dalma alışkanlıklarının değiştirilmesi gelir. Uyku alışkanlıklarının değiştirilmesi, uyku eğitiminin sadece parçalarından biridir.


Uykuya dalma alışkanlıklarını değiştirmek için dünya üzerinde uygulanan metotlar iki ana psikolojik kuruma dayanır; uyaranı aşamalı kes ve uyaranı bir anda kes. Burada hangisinin doğru olduğu polemiğine girmeyeceğim zira kesintisiz uyku açısından tek önemli olan uykuya uyaran olmadan dalabilmeyi öğrenmektir. Hangi uygulamanın doğru olduğu uzmanın benimsediği ekole, takip ettiği araştırmalara ve kendi görüşüne göre değişir. Dolayısıyla, mutlak doğru diye bir şey yoktur ve olamaz da. İki bebekten birini bir metotla, ikincisini diğer metotla uyutup fanusa koyup yaşları büyüdüğünde fanustan çıkarıp anneleriyle aralarında güven bağı zedelendi mi, kendilerine güvenleri az mı ve bunun gibi soruları cevaplayamayacağımıza ve bütün bebekler maruz kaldıkları davranış biçimlerinin tamamından etkilenerek büyüdükleri için mutlak doğru değil, ancak varsayımlardan ve yorumlardan oluşan farklı görüşler olabilir.


NEREDE YATTIĞI ÖNEMLİ Mİ?

Hayır. Ailenin tercihine göre bebek kendi odasında, anne odasında bulunan yatağında veya anne yatağında yatabilir. Eğer tek başına anne yatağında yatmak gece boyu kesintisiz uykuyu getirseydi, bütün ebeveynlerin işi çok kolay olurdu. Ancak ne var ki aynı yatakta yatmalarına rağmen gecede birçok kez kalkan annelerin olduğunu da biliyoruz.


GECE BESLENMEYİNCE GÜNDÜZ EMMEDEN KESİLİR Mİ?

Hayır. Çocuklar, gece uyutulma şekilleriyle, gündüz uyutulma şekillerini birbirinden ayırt ederler. Dolayısıyla, gündüz emzirerek uyutmaya devam ederken akşam uyuturken ve gece içinde emmenin araç olmadığı bir düzende bebeğinizi uyutabilirsiniz.


Uykuya yatarken, doğru uykuya dalma alışkanlığının olması demek, gündüz bebeğinize sarılmayacağınız, emzirmeyeceğiniz, sevginizi vermeyeceğiniz anlamına gelmez. Zaten eğer uyanık olduğu zamanlarda bu ihtiyaçlarını karşılamıyorsanız gece istediğiniz kadar yanınızda yatırın, emzirerek uyutun, hep bir tarafı eksik kalacaktır. Her şeyin doğru zamanı vardır. Bebeğinizin uyanık olduğu zamanlar aranızdaki sevgi ve güven bağının sağlam temellere oturmasını sağlamak için size birçok olanak tanır.


DELİKSİZ UYMAK NEDEN ÖNEMLİDİR?

Bunun onlarca cevabı var. Bunlardan en önemlisi, yorgunluk hormonu olan kortizol, uykusuzluk durumunda da salgılanır. Kortizol seviyesi yukardayken melatonin hormonu yani mutluluk, sakinlik hormonu doğal olarak salgılanamaz. Bu nedenle de gece kaliteli bir uyku uyumayan bebeklerde ve çocuklarda gündüz genellikle aşırı hareketlilik, hırçınlık, mız mız olma halleri görülür. Ayrıca, uykunun kesintiye uğraması nedeniyle sadece uykunun belirli safhalarında salgılanan, bazı büyüme hormonları da dahil birçok hormon salgılanamaz. Bu da bebeğin sağlığına direk olmasa bile dolaylı olarak etki eder. En basitinden kortizol hormonu bağışıklık sistemini zayıflatır ve bebekler hastalıklara daha açık hale gelirler.


Altı aydan büyük çocuklar gece kesintisiz uyuyabilir. Bunu ne şekilde sağlayacağına ebeveynler karar verir. Burada önemli olan beslenmeden sonraki en önemli ihtiyaç olan kaliteli uykunun doğru bir şekilde karşılanmasının sağlanmasıdır.



Uyku eğitimine dikkat!

Gebelik Aşısı Nedir?


Gebelik Aşısı Nedir? Tüp bebek tedavisi günümüzde normal yollardan çocuk sahibi olamayan çiftler için hayalini kurdukları bebeklerine kavuşmalarını sağlayan ve çeşitli teknikleri ile bu başarı oranını arttıran, yardımcı üreme yöntemidir. Ancak başarısı her geçen gün artsa da, bazı faktörler doğrultusunda istenilen başarı tablosu elde edilememektedir. Özellikle gebelik oluşumunda önemli rol oynayan kaliteli embriyo ile tedavi desteklense de, çoğu zaman başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Başarısızlığa neden olan faktörler ise;


Embriyo kalitesi Embriyo gelişimin durması Genetik sorunlar Rahim içi astar dokusu endometrium kaynaklı patolojiler İmmünolojik-bağışıklık sistemi ile ilgili bazı sorunlar nedeni ile tedavi başarısızlıkla sonuçlanmaktadır.

Gebelik aşısı nedir?


Yukarıdaki faktörler doğrultusunda gebelik sorunlarını ekarte edilmesi ve başlıca embriyo kaynaklı sorunların önlenmesi amacı ile gebeliği destekleyen uygulamadır. Tüp bebek tedavisinde anne adayını rahmine transfer edilen embriyo, fizyolojik olarak çeşitli büyüme faktörleri ve protein salınımı yapar. Bu esnada embriyonu endometrium tabakasına tutunmaya çalışır. Eğer bu süreç sağlıklı bir şekilde ilerler ise, gebelik elde edilmektedir.


Ancak endometriumun embriyonun tutunma şansını arttıracak çeşitli molekül ve büyüme faktörlerinden yoksun kalması veya bu maddelerin dengeli salınmaması halinde, endometriumun fonksiyonelliğini etkileyecek enfeksiyon ya da adezyon (yapışıklık) gibi komplikasyonlar olması, embriyonu kaliteli olmasına rağmen gebeliğin oluşmasını engellemektedir. Gebelik aşısı da, endometrium tabakasından eksik olan bileşenlerin vücut tarafından karşılanması için uyarıcı görevini üstlenmektedir. Bu sayede anne adayının kendi kan hücreleri ile embriyonu rahme tutunma süreci sağlıklı bir şekilde ilerlemektedir. Kısacası gebelik aşısı, gebelik şansının arttırılmasında önemli rol oynamaktadır.


Tüp Bebek Tedavisi ile ilgili Sorularınız için Tıklayın!

Günümüzde tekrarlayan tüp bebek başarısızları için alternatif birçok çözüm önerileri geliştirilmiştir. Bu amaçla IMSI, PGD ve yapay rahim yöntemlerine başvurulmaktadır. Ancak bu yöntemlerin başarı sağlayamadığı durumlar için rahim içi ortamını iyileştirecek ve embriyonun rahme tutunmasını sağlamak için ek olarak gebelik aşısı geliştirilmiştir. Bu yöntem şuan için klinik pratikte uygulanmaktadır. Fakat hedef olarak endometrium tabakasının uyarılmasına ve embriyonun tutunmasına yardımcı olmasıdır. Bu yöntem için anne adayının bağışıklık sisteminde yer alan önemli hücrelerden yararlanılmaktadır. Elde edilen bu hücreler laboratuvar ortamında özel besi alanlarında geliştirilerek, büyüme faktörlerinin ve gebelik için gerekli olan hormonların salgılanmasını sağlamaktadır. Böylece transfer başarısı desteklenmiş olur. Gebelik aşısı günümüzde yalnızca birkaç tüp bebek merkezinde etkin olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle henüz başarı oranları hakkında yeterli bir bilgi bulunmamaktadır. Fakat bu konuda birçok merkez diğer yöntemlerin sunduğu başarı oranları ile ilgili ne kadar etkili olduğu konusunda araştırmalara başlamıştır.


Gebelik aşısı nasıl uygulanır?


Öncelikle anne adayının rahim içi şartlarının gebelik için yeterli fonksiyonelliğe sahip olup olmadığı araştırılmaktadır. Bu aşamadan sonra yumurta toplama işleminde anne adayından elde edilen monosit isimli beyaz kan hücreleri ayrıştırılarak, özel kültür ortamlarında çeşitli işlemlerle geliştirilir. Elde edilen yumurta hücreleri mikroenjeksiyon yöntemi ile sperm hücresi ile döllenmeye maruz bırakılır. Bu aşamada laboratuvar ortamında geliştirilen hücreler kullanılmaktadır. Toplamda 48 saat süren bu aşamadan sonra, embriyo transferi yapılmadan bir gün önce anne adayının rahmine gebelik aşısı yapılır. Yapılan bu aşı ile embriyoların rahme tutunma çalışmalarının olumlu yönde olduğu tespit edilmiştir.


Kaynak: http://jinekoloji.com/gebelik-asisi-nedir



Gebelik Aşısı Nedir?