30 Ekim 2016 Pazar

Doğuştan Kalp Hastalıkları Hakkında Detaylı Bilgiler

“Bu bilgiler Türk Pediatrik Kardiyoloji Derneği sayfasından alınmıştır ”


cock_kalp1


Çocuk Kalbi


Kalbin Yapısı

Normal kalp yumruktan biraz daha büyük, kas yapısında güçlü bir pompadır. Günde ortalama 100.000 kez kasılarak, 8000 litre kanı sürekli olarak dolaşıma pompalar.


Kalp dört boşluktan oluşur. Üstte sağ ve sol olmak üzere iki kulakcık, altta ise sağ ve sol olmak üzere iki karıncık vardır. Kalpte dört kapak bulunur: Triküspid kapak sağ kulakcık ile sağ karıncık arasında, pulmoner kapak sağ karıncık ile akciğerlere kan taşıyan büyük damar (pulmoner arter) arasında, mitral kapak sol kulakcık ile sol karıncık arasında ve aort kapağı sol karıncık ile ana atar damar / şah damarı (aort) arasında bulunur.


Kalbin Çalışması

Organlardan gelen ve oksijeni az olan kirli kan toplardamarlar ile sağ kulakcığa dökülür, buradan triküspid kapak aracılığı ile sağ karıncığa geçer. Sağ karıncık kirli kanı pulmoner kapaktan pulmoner arter aracılığı ile akciğerlere pompalar. Akciğerlere gelen kan oksijenden zenginleşir. Oksijenden zenginleşen temiz kan, akciğer toplardamarları ile sol kulakcığa, buradan da mitral kapak aracılığı ile sol karıncığa geçer. Sol karıncığa gelen temiz kan aort kapağından geçerek aort aracılığı ile tüm organlara pompalanır. Sol karıncıkdaki kanın basıncı kolda ölçülen kan basıncına eşittir.


Kalp Hastalıkları (Doğuştan Kalp Hastalığı, Edinsel Kalp Hastalığı, Aritmi)


Doğuştan Kalp Hastalığı

Doğuştan kalp hastalığı kalpte doğum sırasında bulunan yapısal bir bozukluktur ve genellikle hamileliğin erken evrelerinde organların gelişmeye başladığı dönemde oluşur. Doğuştan kalp hastalıkları, kulakcıklar veya karıncıklar arasındaki küçük / büyük delikler veya kapaklardaki hafif / ağır darlıklar şeklinde olabileceği gibi, kulakçık veya karıncıklardan bir veya birden fazlasının olmaması gibi çok ağır bozukluklar şeklinde de olabilir.


Çocuklardaki bütün kalp hastalıkları doğuştan mıdır ?

Çocuklardaki kalp hastalıklarının çoğunluğu doğuştandır ve bunlar genellikle doğumdan sonra erken dönemde tanı alır. Duktus arteriozus açıklığı (PDA), atriyal septal defekt (ASD) ve ventriküler septal defekt (VSD) bunlardan bazılarıdır. PDA aort ile pulmoner arter arasındaki açıklıktır. PDA kateter yöntemi ile veya cerrahi olarak kapatılabilir. ASD kulakçıklar arasında, VSD ise karıncıklar arasında yer alan deliklerdir. Küçük deliklerin klinik olarak izlemi, geniş deliklerin ise kapatılması gerekir. Bunlardan uygun olanları ameliyata gerek kalmadan kateter yöntemi ile diğerleri ise cerrahi olarak kapatılır.


cock_kalp2cock_kalp4


Kimlerin doğuştan kalp hastalığı olan çocuk doğurma riski vardır ?

Bütün anne ve babaların doğuştan kalp hastalıklı çocuğu doğabilir. Çoğunluğu hafif olmak üzere 1000 doğumdan sekiz çocukta doğuştan kalp hastalığı görülür. Anne, baba veya aile bireylerinden birinde doğuştan kalp hastalığı varsa doğacak bebeğin hasta doğma olasılığı daha yüksek olabilir.


Anne karnındaki bebeğin doğuştan kalp hastalığı tanısı

Hamilelik sırasında yapılan tetkikler ile (fetal ekokardiyografi) bebekde doğuştan kalp hastalığı veya ritm bozukluğu olup olmadığı anlaşılabilir. Annede veya ailenin diğer bireylerinde doğuştan kalp hastalığı bulunması, annenin hamilelikte kızamıkçık gibi bazı infeksiyonları geçirmesi, şeker hastalığının bulunması veya bazı ilaçları kullanmış olması ve kadın hastalıkları ve doğum hekimlerinin önerdiği durumlarda anne karnındaki bebeğin kalp hastalığı yönünden etkilenip etkilenmediği gebeliğin 18. haftasından itibaren fetal ekokardiyografi ile araştırılmalıdır.


Bebeğin doğuştan kalp hastalığı nasıl farkedilir ?

Ağır kalp hastalıklı bebekler ilk birkaç ay içinde belirti verirler. Bebeklerde doğuştan morluk,beslenme güçlüğü, hızlı soluk alıp verme veya kilo alamama gibi sorunlar bulunabilir ve muayene sırasında üfürüm duyulabilir. Hafif bozukluklar genellikle belirti vermezler ve diğer nedenlerden dolayı doktora başvurulduğunda üfürüm duyularak tanı alırlar.


Doğuştan kalp hastalığı bulunan çocukların yaşantısı nasıl olur ?

Çocukların çoğunluğu erişkin döneme kadar yaşarlar. Egzersiz kapasitelerinde kısıtlılık olabilmekle birlikte, çoğunluğunda normal veya normale yakın bir yaşam kalitesi vardır. Ağır hastalığı olanlarda egzersiz kapasitesinde azalma daha belirgindir. Bazı hastalıklarda büyüme geriliği ve öğrenmede güçlük olabilir.


Doğuştan kalp hastalıkları nasıl oluşur ?

Doğuştan kalp hastalıklarının çoğunluğunda neden bilinmemektedir. Kalıtsal olduğu varsayılmakla birlikte çok az gen ile ilişki saptanabilmiştir. Aynı ailede birden fazla çocukta doğuştan kalp hastalığı görülebilir . Mongolizm gibi bazı durumlarda kalp ile birlikte birden fazla organ etkilenebilir. Seyrek olarak hamilelikte ilaç kullanımı veya geçirilen infeksiyonlar doğuştan kalp hastalıklarına neden olabilir. Örneğin anne hamileliği sırasında kızamıkcık geçirirse bebeğin kalbi etkilenip yapısal kalp hastalığı oluşabilir. Bazı ilaçlar, alkol ve uyuşturucular da doğuştan kalp hastalıklı bebek doğma olasılığını artırırlar. Hamile besleyici diyet almalı, sigara ve alkol kullanmamalı, doktor önerisi dışında ilaç almamalıdır. Hastalık gelişiminde ailelerin kendilerini suçlu hissetmemeleri gerekir.


Doğuştan kalp hastalıklı çocukların izlemi

Bütün çocuklarda olduğu gibi doğuştan kalp hastalıkları olan çocuklarda da genel tıbbi önlemlere uyulması çok önemlidir. Doğuştan kalp hastalığı olan çocuklar, çocukluk çağı hastalıklarını kalp hastalığı bulunmayan çocuklar gibi genellikle sorunsuz geçirirler. Kalbin infeksiyondan (infektif endokardit) koruması için özel koşullarda antibiyotik önerilir. Doğuştan kalp hastalıklı çocuklara tüm çocuklarda olduğu gibi yaşına uygun aşıların yapılması gerekir. Buna ek olarak, grip aşısı gibi bazı aşılar da yapılabilir. Kalp hastalıklı çocukların iyi durumda olduğunun belirlenmesi için düzenli aralıklarla izlenmesi gerekir. Genel olarak, ilk tanı aldığı dönemde ve ameliyat sonrası daha sık, izleyen yıllarda daha seyrek aralıklarla kontrolleri istenir.

Çocuğa hastalığına bağlı olarak, düzenli aralıklarla aşağıdaki tetkiklerin yapılması istenebilir.


  • Kan tahlilleri

  • Göğüs filmi

  • Elektrokardiyogram

  • Yirmidört saatlik elektrokardiyografi (Holter)

  • Ekokardiyografi

  • Egzersiz testi

  • Kalp kateterizasyonu

  • Elektrofizyolojik çalışma


Doğuştan Kalp Hastalıkları Hakkında Detaylı Bilgiler

Kalp Damar Hastalıklarından Korunma

Risk faktörleriyle mücadele çok önemlidir. Risk faktörlerinden; yaş, cins ve aile öyküsünü değiştirmek mümkün değildir. Ancak, diğer faktörlerle mücadele edilebilir. Doktorunuz size bu konuda yol gösterecektir. Sigara mutlaka bırakılmalı, hipertansiyon kontrol altına alınmalı, şeker hastalığında şeker normal sınırlarda tutulmalı, egzersiz yapılmalı, kolesterol yüksekliğinde ise mutlaka diyet yapılmalı, ayrıca doktorunuz ilaç öneriyorsa kullanılmalıdır.


Tanı nasıl konulur
Koroner damar hastalığında asıl önemli olan, koroner damarlardaki darlıkların infarktüse yol açmadan tedavi edilmesidir. Bu da öncelikle koroner damarların durumunun görülmesi ile olur. Bu amaç için kullanılan farklı yöntemler olmakla birlikte (efor testi, miyokart sintigrafisi vs), damar hastalığı olduğundan şüphe edilen hastalarda halen altın standart olarak kabul edilen en güzel tanı yöntemi; koroner anjiyografidir. Koroner anjiyografide, kalp damarları gözle görünür hale getirilip filmi çekilir.


Kaynak : Prof. Dr. Ahmet ALPMAN



Kalp Damar Hastalıklarından Korunma

Kalp Damar Hastalıklarında Şikayetler

Kalp damar hastalıklarında görülebilen şikayet veya klinik bulguları şu şekilde özetlemek mümkündür:


  • Göğüs ağrısı (angina pectoris)

  • Miyokart infarktüsü (kalp krizi)

  • Ritim bozuklukları (aritmiler)

  • Kalp yetmezliği

  • Ani ölüm

  • Bazen de kalp damar hastalığı önemli derecede kalbin beslenmesini bozduğu halde hiç şikayet olmayabilir (sessiz iskemi)

Koroner damarlar önemli ölçüde daraldığında göğüs ağrısı oluşur (angina). Bu ağrı, çoğunlukla yorulmayla, sinirlenmekle veya soğukla gelen, göğüs ön tarafında, sol kola, boyuna ve çeneye yayılabilen, 10-15 dakika süren, istirahat ile veya koroner damarları genişleten ilaç almakla geçen, sıkıştırıcı, baskı yapar tarzda bir ağrıdır (kararlı angina). Ancak bazı durumlarda darlık yerinde dinamik değişiklikler olabilir ve bu durumlarda, ağrı istirahatte de gelebilir, daha uzun sürebilir ve istirahate veya ilaca kolay cevap vermeyebilir (kararsız angina). Bu tür angina kolaylıkla infarktüse yol açabildiğinden daha tehlikelidir.


Kalbe bağlı göğüs ağrısının (angina) hissedildiği vücut bölgeleri.


Damardaki darlığın ilerleyip tam tıkanıklığa yol açması halinde, kalbin o damar tarafından beslenen bölgesinin hücreleri çalışamaz hale gelir. Damarın tıkalı kalma süresinin 6 saati geçmesi halinde, o bölgenin hücreleri canlılığını koruyamaz ve geriye dönüşsüz olarak harap olur. Böylece kalbin o bölgesi kasılma görevini yapamaz, ritim bozuklukları oluşabilir ve ölüme kadar gidebilen ciddi problemler oluşabilir. Buna kalp krizi (miyokart infarktüsü) diyoruz.


İnfarktüste, yeri ve yayılımı anginaya benzeyen, ancak ondan çok daha şiddetli ve uzun süren göğüs ağrısı olur. Kalp krizi tanısında, şikayetlerden başka kalp elektrosu (EKG) ve kan testlerinden de yararlanılır. Miyokart infarktüsünde ilk 6 saat içinde damar tıkanıklığının balon veya pıhtı eritici ilaçlarla açılması halinde kalp kası harabiyetinin önlenmesi mümkün olabilir, onun için erken tanı çok önemlidir. Unutulmamalıdır ki, kalp krizinden olan ölümlerin %50’si 1 saat içinde olmaktadır. Bu ölümlerin çok büyük bir kısmı, hastanede kolaylıkla tedavi edilebilecek olan, ritim bozukluklarından kaynaklanır. Bundan dolayı, benzer ağrısı olan hastalar, özellikle de kalp hastası olduğu biliniyorsa, en kısa zamanda bir sağlık merkezine başvurulmalıdır.


Ancak tıpta her zaman alışılageldik kurallar geçerli olmayabiliyor. Bazen, özellikle yaşlılarda ve şeker hastalığı (diyabet) olanlarda, angina veya infarktüse bağlı ağrı hiç olmayabilir. Böyle hastalar sessiz infarktüs geçirebilir. Yine bazı hastalarda göğüs ağrısı yerine, hazımsızlık, karın ağrısı, nefes darlığı, sırt ağrısı, kol ağrısı, çene ağrısı ve hatta diş ağrısı gibi şikayetler olabilir.


Kaynak : Prof. Dr. Ahmet ALPMAN



Kalp Damar Hastalıklarında Şikayetler

Kalp Krizi ve Kalp Ameliyatlarından Sonra Cinsel Yaşam Hakkında Genel Bilgiler

Kalp krizi veya kalp ameliyatlarından sonra;


Kendinizi daha fazla dinleyebilirsiniz. Kalp atışınız, nefes alışınız ya da kas geriliminizin daha fazla farkında olabilirsiniz. Bu normaldir, endişelenmeyin.


Eşinize veya sevdiğinize, orgazmı amaçlamadan dokunabilir, okşayabilir ve sarılabilirsiniz. Bu aktiviteler için fazla enerji harcamanıza gerek yoktur ve hastaneden çıktıktan kısa bir süre sonra bunlara başlayabilirsiniz.


Cinsel birleşme diğer cinsel aktivitelere göre biraz daha fazla enerji gerektirir; bu nedenle doktorunuz sizden kendinizi daha güçlü hissedene kadar beklemenizi isteyebilir.


  • Bir çok insan kalp krizinden ortalama 4 hafta sonra seks yaşantısını sürdürmeye başlayabilir.

  • Kalp ameliyatlarından sonra ise bu süre 2-3 haftadır.

Bu sürelerden sonra yavaş yavaş eski seks yaşantınıza geri dönebilirsiniz. Bir çok insan eski sıklığında seks yapar; fakat bir kısmı daha az aktif olur. Bunun sebebi endişe, depresyon ya da isteksizlik olabilir. Bu durumda tıbbi tedavi veya danışmanın yardımı dokunabilir.


Kendinize daha fazla güven duydukça, eşinizle kendinizi daha rahat hissedeceksiniz.


Eğer seks için hazır olduğunuzdan emin değilseniz doktorunuz size fiziksel kapasitenizi kontrol etmeniz için bir egzersiz testi yaptırabilir ve bununla doktorunuz, kalp atış hızınıza ve kan basıncınıza göre hazır olup olmadığınıza karar verebilir.



Kalp Krizi ve Kalp Ameliyatlarından Sonra Cinsel Yaşam Hakkında Genel Bilgiler

AER Hakkında Detaylı Bilgiler

Streptokokal allerjiye bağlı olarak gelişen, eklemler, cilt, merkezi sinir sistemi ve kalp tutulumlarının ön planda oluğu, sistemik enflamatuar otoimmun bir hastalıktır.

Klinikte başlıca üç tabloyla görülür:

-Romatizmal kardit

-Akut poliartrit

-Sydenham koresi (Chorea minor)


Epidemiyolojisi nedir ?

En sık 5-15 yaşlar arasında ve askerliğini yapan gençlerde görülmekle beraber giderek azalan oranlarda her yaşta görülebilmektedir.

Etiyolojisi nedir ?

1- A grubu beta hemolitik streptokoklar ile olan enfeksiyonların neden olduğu otoimmün reaksiyon

2- Genetik predispozisyon

Betahemolitik streptokokların (M 1, 3, 5, 6, 14, 18, 19, 27, 29 tiplerinin) Mproteini ile sarkolemmal antijenler tropomiyozin ve miyozin arasında çapraz reaksiyon meydana gelmesi romatizmal ateş hastalığını ortaya çıkarmaktadır. Bu moleküler benzerlikler sonucu miyokart ve endokarda karşı gelişmiş antikorlar, antisarkolemmal antikor çapraz reaksiyonuna, immun komplekslere bağlı kapiller harabiyetine (tip III immunkompleks reaksiyonu), miyokart (Aschoff nodüllerinde) ve tutulmuş olan kalp kapaklarında (Endocarditis verrucosa) immun kompleks birikimine neden olurlar. Chorea minor gelişen hastalarda da nucleus caudatus ve nucleus subthalamicus antijenlerine karşı çapraz reaksiyon veren antikorlar bulunur.

Klinik bulguları nelerdir ?

Hastalık genellikle farenjit veya tonsillit gibi beta hemolitik bir streptokok hastalığından 10 ile 20 gün kadar sonra görülmektedir. Hastalarda görülen belirti ve bulgular:

– Genel yakınmalar: Ateş, baş ağrısı, terleme. (Anamnezde ateş olmadan sadece eklemlerde yakınmaların olması değer taşımaz)

– Cilt bulguları:

Eritema marginatum (=Erytema anulare rheumaticum: gövdede özellikle periumblikal bölgede eritomatö pembe annular tarzda döküntü)

Subkutan nodüller

Eritema nodosum (bastırmakla ağrılı, kırmızımor, en sık diz ön yüzde pretibial bölgede oluşan nodüller)

– Kalp tutulumu: Romatizmal ateş kalbin tüm katlarını yani hem miyokartı, hem perikartı hemde endokartı tutan (pankardit) bir hastalıktır. Ancak prognozun en önemli belirleyicisi endokarditin seyridir. Kardiyak semptomlar belirsiz olabileceği gibi son derece gösterişli de olabilir. Bunların başlıcaları:

Sistolik üfürümler

Prekordiyal ağrı ve frotman ile perikardit

Ekstrasistoller, çeşitli tiplerde ritm bozuklukları ve ağır olgularda kalp yetmezliği bulgularıyla miyokardit

EKG de ekstrasistoller, PQ aralığının uzaması, ST-T değişiklikleri, değişik tiplerde ileti bozuklukları

EKO da kapaklarda tutulum, perikardiyal sıvı artışı, miyojenik kalp dilatasyonu

– Nadiren plevral sıvı artışı ile plörit

– Chorea minor: Aşırı sakarlık ve özellikle ellerde olmak üzere kontrolsüz tipik koreik hareketlerle seyreden geç bir manifestasyon olup, genellikle 3 ay içinde, ancak, bazen aylarca ve hatta 2 yıla dek gecikme ile görülebilen bir tablodur.

– Poliartrit: Büyük eklemleri tutan (omuz,dirsek, diz, el ve ayak bileği gibi), gezici vasıfta, ateşle birlikte eklemlerde ağrı, şişlik ve kızarıklığın bir arada olduğu bir poliartrit tablosudur.

– Laboratuar:

– Eritrosit sedimentasyon artışı ve/veya CRP pozitifliği/yükselmesi

– ASO yükselmesi

– Anti-DNAz-B veya ADB (antideoksiribonükleotidaz-B) pozitifliği

– ASA (antisarkolemmal antikor) çapraz reaksiyonu


Tanısı nedir ?

Romatizmal ateş tanısının konmasında 1992 tarihinde yenilenen Modifiye Jones kriterlerinden yararlanılır. A MAJOR KRİTERLER MİNOR KRİTERLER

– Kardit – Klinik bulgular:

– Poliartrit Artralji

– Chorea Ateş

– Eritema marginatum – Laboratuar bulguları

– Subkutan nodüller (Sedimantasyon­,CRP­)

EKG de PQ uzaması

B- GEÇİRİLMİŞ BİR STREPTOKOKAL ENFEKSİYON OLDUĞUNU DESTEKLEYEN BULGULAR (ASO­, pozitif boğaz kültürü gibi))

Tanının konması için geçirilmiş streptokok enfeksiyonu bulgusu ile birlikte 2 major veya 1 major ve en az 2 minor bulgu olması gereklidir.



AER Hakkında Detaylı Bilgiler

Adams Stokes Sendromu Hakkında Detaylı Bilgiler

Genel bilgi

Kalpten çıkan uyarının atriyoventriküler düğümü (AV Nodu) normal geçtiği halde, ventriküllerin özelleşmiş ileti sisteminde / His demetinde veya kardiyak ileti sisteminin her üç fasikülünde engellendiği AV blok olarak tanımlanabilecek olan İnfranodal AV Blok, ileri yaşta olan hastalarda sık görülür. Bayılma ve Konvülsiyon ile sonuçlanabilir. Eğer bu senkop infranodal bloğa bağlı ise Adams Stokes Krizi olarak adlandırılır. Adams Stokes Krizi, habersiz ortaya çıkar ve kısa sürer. Ancak, krizler giderek sıklaşma eğilimi taşır. Dakika nabız sayısı genellikle 20- 50 arasındadır. Juguler venöz nabızda “Dev A Dalgaları” farkedilebilir.

Etkilenen sistemler nelerdir ?

Kalp ve Damar Sistemi , Sinir Sistemi

Belirtileri nelerdir ?

Akut bradikardi (20-50/dk)

Hipotansiyon

Solukluk

Pozisyon veya efora bağlı olmayan duygu veya bilinç kaybı

Senkop veya senkopa benzer semptomların aniden oluşumu (çarpıntı olsun veya olmasın)

Juguler venöz nabızda dev A dalgaları.

Nedenleri nelerdir ?

İlaçlar

* Kalsiyum kanal blokerleri

* Beta blokerler

* Digoksin

* Ouabain

* Propafenon

* Klonidin

AV nodu tutan myokardiyal iskemi

Kalp ve ileti sistemini tutan infiltratif veya fibröz hastalıklar (Amiloid,Sifilis, Tümör)

Yaşa bağlı AV nodun dejenerasyonu

Nöromuskuler hastalıklar (myotonik musküler distrofi veya Kearns-Sayre Sendromu)


Risk faktörleri nelerdir ?

Kalsiyum Kanal Blokerleri, Beta Blokerler , Digoksin, Ouabain, Propafenon , Klonidin vb ilaçların kullanımı.

Koroner arteryel hastalık

AV nod disfonksiyonu

Akut myokard infarktüsü (özellikle akut sağ koroner arter oklüzyonu)

Amiloidoz

Chagas hastalığı

Kalbi tutan bağ doku hastalıkları (sistemik lupus eritemotosus, romatoid artrit)

Patolojik bulgular nelerdir ?

Serum digoksin düzeyleri artmış. Serum kardiyak enzimleri artmış. EKG, olayın monitorizasyonu veya Holter monitorü, yavaşlamış ve ventriküler kaçaksız geçici tam kalp bloğunu gösterir.

Yapılabilecek testler nelerdir ?

Elektrokardiyografi

Monitorizasyon

Holter Monitorizasyon

Tanısal işlemler nelerdir ?

Koroner iskemiyi ekarte etmek amacıyla koroner kateterizasyon

AV nodu ileti durumunun değerlendirilmesi amacıyla elektrofizyolojik testler

İnfiltratif hastalıktan kuşkulanıldığında myokard biyopsisi

Bakım ve önlemler nelerdir ?

Monitorizasyonun gerektiği durumlarda hospitalizasyon.

Devamlı tedavi, ambulatuar takip.

İşlemler boyunca kardiyak monitorizasyon

İşlemler boyunca mevcut trans-torasik pace

İşlemler boyunca atropin

İşlemler süresince geçici pace-makerin yerleştirilmesi ihtimali

Geçici tam kalp bloğu geri dönüşümsüz olduğu zaman kalıcı pacemaker uygulaması

Tanı konulduğunda tanı ile ilgili ve pace yerleştirildiğinde bununla ilgili hastaya yeterince bilgi sağlanmalıdır.

Tedavi yolları nelerdir ?

Atropin, 1 mg İV puşe tarzında, tam kalp bloğuyla beraber olan hipotansiyonda verilir. Toplam doz 2 mg oluncaya dek tekrarlanabilir Epinefrin, 1 mg 1:10.000 İV puşe halinde asistoli ile birlikte olan tam kalp bloğunda verilir, her 5 dakikada bir tekrarlanabilir. İsoproterenol damla halinde 1 mg , 250 ml % 5 dextroz veya normal serum fizyolojik ile dakikada 5 mikrogram perfüzyon şeklinde, atropin verilmesine karşın hipotansiyon ve bradikardi devam eden hastalarda Tam infranodal AV Blok için tek tedavi ; sağ ventrikül endokardına , ihtiyaç duyulduğu anda uyarı verecek olan demand-pace maker yerleştirilmesidir.


Adams Stokes Sendromu Hakkında Detaylı Bilgiler

Hepatit B Hakkında Detaylı Bilgiler

Hepatit B, insanların bazen ağır bir biçimde hastalanmasına neden olabilen ve yaşamı tehdit edici hale gelebilen ciddi bir bulaşıcı hastalıktır. Dünyada, önde gelen ölüm nedenleri arasında dokuzuncu sırada yer alır ve yaklaşık 350 milyon kişi bu virüsü taşımaktadır. Hepatit B infeksiyonu ülkemizde de çok sık olup ortalama %5-7 oranında rastlanmaktadır. Buyüzden hastalığa yakalanmış ya da yakalanma riski altında olabilirsiniz.


Hepatit B’nin tedavisinde uyulması gereken diyetler ve kullanılabilecek ilaçlar vardır. Bu hastalık konusunda bilgilenmek de iyi bir yaklaşımdır, çünkü böylece korunma ve tedavi konusunda doktorunuzla işbirliği yapabilirsiniz.


Hepatit B beni nasıl hasta eder?


Hepatit B karaciğerinize hasar vererek hastalanmanıza yol açar. Karaciğerinizi, vücudunuzun besinleri işlemesine yardım eden bir fabrika gibi düşünebilirsiniz. Karaciğeriniz uygun biçimde çalıştığında, yediğiniz besinlerin enerjiye dönüştürülmesine yardımcı olur. Ayrıca, karaciğeriniz vücudunuzun ürettiği atık ürünleri parçalayarak, bunların size zarar vermesini önler.


Ancak, eğer Hepatit B’niz varsa, karaciğerinizin bir bölümü zarar gördüğünden uygun biçimde işlev göremez. Eğer karaciğerinizin büyük bir kısmı zarar görmüşse, siroz olarak adlandıran ciddi bir durum gelişebilir.


Hepatit B’ye yol açan nedir?


Hepatit B, Hepatit B virüsü olarak bilinen bir virüsün herhangi bir yolla bulaşması nedeniyle oluşur. Hepatit B virusu ilk kez bulaştığı zaman erişkin kişi iseniz %90 vucut buna karşı bağışıklık kazanıp virusu kandan uzaklaştırır. Vakaların %10’u ise kronikleşir. Bu durumda virüs karaciğeri etkiler.


Virüs nedir?


Virüs tıpkı bakteri gibi, insanların ya da hayvanların içinde yaşayabilen çok küçük bir mikroptur. Hepatit B virüsü gibi bir virüs insanın içine girdiğinde çok hızlı çoğalır. Sonuçta, virüsün bulaştığı kişide milyonlarca virüs oluşabilir.


Kimler Hepatit B’ye yakalanır?


Hepatit B’ye yakalanma riski en yüksek olanlar şunlardır:


· Hepatit B’nin çok yaygın olduğu bölgelerde, örneğin Çin, Güneydoğu Asya, Kuzey Kanada ve Afrika’nın büyük bölümünde yaşayanlar.


· Bu ülkelerde çocukların çoğu, doğumda anneleri Hepatit B virüsü ile enfekte olduğu için bu virüse maruz kalır. Hepatit B’nin çok sık görüldüğü ülkelerde yaşayan insanlar virüsü birbirlerine bulaştırabilirler.


· Korumasız birden çok eşle cinsel ilişkiye giren kişiler. Yetişkinlerde en sık bulaşma yolu budur.


· Enjeksiyon yoluyla madde kullananlar.


· Virüs bulaşmış kana ya da kazayla iğne batması yaralanmalarına maruz kalan sağlık çalışanları.


· Hijyenik olmayan aletlerle kulak deldirme, dövme yaptırma.


· Hemodiyaliz hastaları.


Daha nadir geçiş yolları:


· Isırma olmuşsa tükrükle geçebilir.


· Öpmekle geçtiği halen bildirilmemiştir.


· Virus taşıyan kanın verildiği kişiler. Bu olasılık artık çok yüksek değildir. Çünkü kan bankaları artık kanları kontrol etmekte ve eğer virüs tespit edilirse kan imha edilmektedir.


Hepatit B virüsünün bulaşabilir seviyede olduğu sıvılar:


Meni

Vajinal sekresyonlar

Tükrük

Kan

Hepatit B virüsünün bulaşabilir seviyede olmadığı durumlar:


Göz yaşı

İdrar

Gayta

Anne sütü

HBV su, yemek yada temas etme yoluyla yayılmaz.


Virüs bana nasıl bulaşır?


· Hepatit B virüsü taşıyan bir anneden doğan çocuklara virüs geçer. Çoğu kişi virüsü henüz bebekken alır: Hepatit B olan 10 bebekten 9’u erişkinlik çağına ulaştıklarında hala enfekte durumda olacaktır.


· Virüs taşıyan bir kişiyle kondom kullanmadan cinsel ilişkiye girmekle.


· Virüs taşıyan bir kişiyle aynı enjeksiyon iğnesini, tıraş bıçağını, hatta diş fırçasını kullanmakla.


· Virüs taşıyan bir kişide kullanılan ve iyice temizlenmeyen aletlerle dövme yapılması ya da vücudun bir yerinin delinmesiyle.


Hepatit B virüsüne maruz kalmış olabilirim. Ne yapmalıyım?


Hepatit B virüsü alıp almadığınızı söyleyebilecek tek kişi olan doktorunuzu görmelisiniz. Bu çok önemlidir. Kendinizi iyi hissetseniz bile, sonradan hastalanmamak için tedavi görmeniz gerekebilir. Böylece, aile üyelerinize ve diğer kişilere virüsü bulaştırmadığınızdan da emin olabilirsiniz.


Doktorum Hepatit B olup olmadığımı nasıl söyleyebilir?


Tanı koymak için doktor, Hepatit B virüsünü araştırmak üzere kan örneği alacaktır. Bazen doktorunuz karaciğer biyopsisi de yapabilir. Bu, doktorunuzun bir iğneyle karaciğerinizden çok küçük bir örnek alarak gerçekleştirdiği bir testtir. Doktor aldığı örnekte Hepatit B virüsü ve karaciğer hasarı olup olmadığını araştıracaktır.


Doktorum bende Hepatit B olduğunu söyledi. Çocuklarımda da olup olmadığını nasıl bilebilirim?


Çocuklarınıza Hepatit B virüsü bulaşıp bulaşmadığını öğrenmenin tek yolu onları doktorunuza ya da bir kliniğe götürmektir. Belirtileri kontrol ederek bunu anlayamazsınız, çünkü enfekte bebeklerin ve çocukların çoğu son derece iyi görünürler.


Hepatit B ile enfekte olan bir kişiye dokunmak güvenli midir?


Evet güvenlidir. Virüsle enfekte bir kişiye dokunabilir ve ona sarılabilirsiniz. Bu yolla virüs bulaşmaz.


Hepatit B ile enfekte olan birisiyle birlikte çalışmak güvenli midir?


Evet güvenlidir. Bütün bir gün yanında dursanız yıllarca birlikte çalışsanız bile virüs size bulaşmaz.


Hepatit B her zaman kendinizi hasta hissetmenize yol açar mı?


Enfekte olan bazı kişiler kendilerini hasta hissederken, bazıları da iyi hissederler. Kendinizi hasta hissedip hissetmemeniz virüsü ne kadar uzun süredir taşıdığınıza ve kaç yaşında aldığınıza bağlıdır.


Geçen birkaç ay içinde ilk kez virüse maruz kalan kişilerde akut Hepatit B olarak bilinen bir durum gelişir. Akut Hepatit B’si olan bazı kişilerde, özellikle bebekler ve çocuklarda herhangi bir enfeksiyon belirtisi görülmez. Ancak bazılarında da, birkaç hafta boyunca belirsiz bir dizi belirti görülebilir.


Akut Hepatit B’nin belirtileri nelerdir?


Eğer akut Hepatit B’niz varsa kendinizi:


· “Grip” olmuş gibi hissedebilirsiniz.


· Halsiz ve yorgun hissedebilirsiniz.


· Bulantı ve kusma olabilir.


· İshal olabilirsiniz.


· Derinizde döküntü yada eklem ağrısı olabilir.


Bir ya da iki hafta sonra:


· Gözlerin ve derinin sarardığı ve sarılık olarak bilinen bir durum da gelişebilir.


· Dışkınız açık renkli olabilir.


· İdrarınız koyu sarı bir renk alabilir.


Akut Hepatit B’si olan çoğu kişi birkaç hafta sonra kendini yeniden iyi hisseder ve virüs onların yeniden hastalanmasına yol açmaz. Bu kişilerde virüse karşı bağışıklık veya korunma gelişmiştir.


Hepatit B virusu ile temas edildiği durumlarda ne yapmalı?


Kişi daha önce aşı yaptırmamışsa ve Hepatit B’yi atlatmamışsa herhangibir test yaptırmaksızın 1 doz hepatit B immun globulin ve beraberinde hepatit B aşısı 1. dozunu yaptırmak hastalığa yakalanmayı önler.

Her ikisi de maruziyetten sonra 7 gün içinde yapolması gereklidir.

Kronik Hepatit B nedir?


Bazı kişilerde Hepatit B, virüsüne karşı bağışıklık gelişmez ve enfekte durum aylar ya da yıllar boyunca devam eder. Bu kişilerde kronik Hepatit B olarak bilinen durum gelişir ve bunlar kronik taşıyıcılar olarak bilinirler. Kronik Hepatit B’si olan birçok kişi uzun bir süre herhangi bir rahatsızlık hissetmez. Ancak, birkaç yıldan sonra kendilerini giderek daha hasta hissederler ve bazen de tedavi edilmemiş Hepatit B nedeniyle ölebilirler. Eğer kronik Hepatit B’niz varsa, ne durumda olduğunuzu görmek için doktorunuz zaman zaman kontrole gelmenizi isteyebilir.


Kronik Hepatit B’nin belirtileri nelerdir?


Başlangıçta kronik Hepatit B, akut Hepatit B’yle aynı belirtileri gösterebilir; yorgunluk hissi ya da mide rahatsızlığı gibi. Ayrıca, kas ve eklemlerinizde ağrı olabilir ya da kendinizi halsiz hissedebilirsiniz. Bu belirtiler birkaç hafta ya da ay sürebilir. Kronik ya da akut Hepatit B olup olmadığınızı sadece bir doktor söyleyebilir.


Birkaç yıldan sonra kendinizi çok hasta hissetmeye başlayabilirsiniz. Sürekli olarak mide rahatsızlığınız olabilir ve vücudunuzun sağ tarafı ağrıyabilir. Ayrıca siroz olarak bilinen ciddi bir durumda gelişebilir.


Sirozlu hastalarda aşağıdaki belirtiler görülebilir:


· Gözlerde ve bazan deride sarılık


· Kaşıntı


· Vücutta sıvı tutulması


· Mide ve özofagusta kanama


· Konfüzyon, letarji ya da koma


· Avuç içlerinde kızarıklık


· Karında şişme


· Derideki küçük arterlerin örümcek bacağına benzer bir şekilde dallanarak yayılması.


Kronik Hepatit B’si olan çok az sayıda kişide ileride karaciğer kanseri gelişir.


Hem siroz hem de karaciğer kanseri, sadece yıllardır Hepatit B virüsüyle enfekte olanlarda gelişir. Siroz da, karaciğer kanseri de öldürücü olabilir.


Kronik Hepatit B’si olan herkes çok hasta mı olur?


Hayır. Kronik Hepatit B’si olanların çoğu hiçbir zaman kendini kötü hissetmez. Ancak, kronik Hepatit B’si olan bazı kişilerde çok ciddi hastalıklar gelişebilir. Eğer kronik Hepatit B enfeksiyonunuz varsa, doktorunuz sizi daha çok hastalanmadan tedavi etmek isteyebilir.


Hamileyim. Bebeğimin hastalanmaması için yapabileceğim bir şey var mı?


Evet. Çocuğunuza, doğduktan hemen sonra Hepatit B aşısı yapılacağından emin olmak için doktorunuzla konuşun. Aşılama, çocuğunuzun sağlıklı kalmasına yardım edecektir.


Aşı, üç enjeksiyon halinde yapılır. İlk enjeksiyon çocuğunuzun doğumundan sonraki 12 saat içinde yapılmalıdır. İkinci enjeksiyon, çocuğun doğumundan 1 ay sonra yapılmalı. Üçüncü enjeksiyon ise 1. aşıdan en az 4 ay sonra yapılmalıdır. Aşının işe yaraması için çocuğunuzun her üç enjeksiyonu da yaptırmış olması çok önemlidir.


Eğer annede Hepatit B varsa doğumda bebeğe test yapılmaksızın HBIG ve hepatit B aşısının 1.si yapılmalıdır. Aşının 1 ve 2. si arasında en az 1 ay olmalıdır. 1. aşı ile 3. aşı arasında da en az 4 ay olmalıdır.


Diğer insanlara Hepatit B virüsü bulaştırmamak için yapabileceğim bir şey var mı?


Evet. Aşılama daha büyük çocukları ve erişkinleri de Hepatit B virüsüne karşı koruyabilir. Sağlıklı kalmaları için, evinizdeki herkesin 3 enjeksiyondan oluşan aşı serisini yaptırmalarını sağlamak üzere doktorunuzla konuşun.


Çevrenizdeki kişileri korumak için yapabileceğiniz başka şeyler de vardır.:


· Diş fırçanızı, tıraş bıçağınızı ya da üzerinde kan kalabilecek herhangi bir şeyinizi başkalarıyla ortak kullanmayın.


· Cinsel ilişki sırasında kondom kullanın.


Hepatit B nasıl tedavi edilir?


Neyse ki, kronik Hepatit B ilaçla tedavi edilebilmektedir. Günümüzde başta interferonlar olmak üzere pek çok ilaç bu hastalığın tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır. Bugün için ruhsatlı kullanılan ilaçlar Pegile interferon, lamivudin, adefovir ve entecavir ‘dir. Bununla birlikte bir kaç yeni antiviral ilaç da ruhsat almak için beklemektedirler.


İnterferon ve antiviral ilaçlar konuyu bilen emin ellerde hastanın hastalığının durumuna göre planlanıp verilir ve takip edilir.


Kaynak : Prof.Dr. Hasan Özkan



Hepatit B Hakkında Detaylı Bilgiler